23 Nisan 2016 Cumartesi

sana gizli bir diyeceğim var...

Bu gün 23.nisan.2016,
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
Kutlu olsun. 
Kutlu olsun da, kime? 

Bak bakalım dışarı,
kaç bayrak asılmış
iş yerlerine ve evlere.
Sen astın mı?
Hissettin mi? 

Peki sen,
bu gün bu bayramı kabul etmeyip
kutlamak istemeyenlerin,
Gazi ve Cumhuriyet düşmanlarının
peşinden gidenlerden misin?
Dokuz yaşında çocuk
evlenebilir diye fetva çıkaranların oy vericisi misin?
Ulus değerlerine
ve Cumhuriyet bağımsızlığına baş koyanların tırpanlanması için
altı yıl Ergene-kon kumpası yapanların,
sonra devleti paylaşamayıp birbirini yiyen soysuzların
destekçisi misin?
Erkek çocukların kapalı kapılar ardında ırzına geçen,
hem beyinlerini
hem vücutlarını
iğfal eden yasa dışı tarikat ve üyelerinin,
kafanın onaylayıcısı mısın?
Bunu örtbas etmek için bir celsede karar veren
hukukun mu savunucu-susun?

Gazi' nin kurduğu partiyi iğfal edip
düşmanlarını baş edenin peşinden giden,
'' sarı saçlım mavi gözlüm'' şarkısını çığıran mısın?
Gazi' nin kapattığı yobaz (dinci tüm tarikatlar/ Fethullahçılar)
ve çağdaş görünümlü
küresel tarikat ve derneklerde (mason ve diğerleri) dolanıp duran mısın?

Sana mı kutlu olsun bu bayram?
Bayrağı ve bayramı hissetmeyen sana mı?
Bayrak ve bayram düşmanı olanı anlamayan sana mı?

Gel bak,
yanaş,
sana gizli bir diyeceğim var... TDK 

***

embesil-lik-ler...

***
bilirsin
severim seni

çoğu zaman sessizde kalırım 
anlatmam pek
anlamazsın bazen 
yanlış dedim
bazen değil çoğu zaman anlamazsın...
küçük kafalılık yaparsın çünkü
ara ara da olsa
bir zaman gelir söylerim düşüncelerimi
bakarsın öyle
bir kaç şey dersin
sonra

dinlersin
bir anlamazsın da dinlersin
bir de anlamak istemezsin de dinlermiş gibi yaparsın
dinlemezsin
sıkılırsın zaten konuştuklarımdan
araya bir iki laf sokar iki söz edersin kendince
vallahi o an 
işte o an bitirirsin beni kalırım öylece
dişimi kıracağım bir gün 
senin yüzünden...

dedim ya
bazen küçük kafalılık yaparsın çünkü...
aptal değilsin ama aptallıklar yaparsın
kafan o kadar çalışır 
yaptıklarınla orantılı...

o da memlekete ve hepimize dokunuyor
deli ettin beni
patladım bak sonunda
senin yaptıkların ve yapmadıkların yüzünden
Gazi' nin Cumhuriyeti bitti o zamandan bu zamana...

merak etme
yeniden kurulacak...
senli veya sensiz diyemeyeceğim
çünkü sensiz olamayacak...

şimdi bunu okudun ya
işte bana yazıyor bunları diyorsun
biliyorum 
öyle de bakıyorsun şimdi bu satırlara...
bazen konuşurken yüzüme baktığın gibi...
güldüm bak şimdi kendi kendime
senin o halini hayal edince

doğru sana yazıyorum
yazıyorum da 
ulan bir sen değilsin ki bunu yazdığım...
kaç kişisiniz bilmiyorum
ama inan az da değilsiniz

o yüzden 
sana da yazıyorum
ona da yazıyorum
ötekine de de yazıyorum
tek tek isimlerinizi mi yazayım şimdi buraya
az da değilsiniz ki birader sürünüze bereket
tanıdığım
sevdiğim 
bir dolusunuz çoksunuz...

tanımadıklarım üstlerine alınmasın
sizleri bilmem
sizleri tanımam etmem bile ben...
bu bizim kendi aramızda 
yakınlarımla...  
arkadaşlarımla...
siz sadece şimdi aramızda ki geçenlere şahit oluyorsunuz...

***
bak
aramızda

sana gizli bir diyeceğim var
yakın gel
sokul ruhuma kadar
dinle kalbimi neler fısıldar...

pek güzel nihavent bir eserdir bu
üstad Selahattin Pınar bestesidir
güftesi Vecdi Bingöl' e aittir

usulü 
curcuna-aksak...

üstadın duygularının notaya taşındığı bir eserdir bu
bilen bilir
seven dinler
dinleyen anlar
müzik notasıdır bu...

müzik notası...

***
çok isterdim
güzel şeylerden bahsetmeyi sana
müzik gibi

ama benim anlatacaklarım bu değil
bende 
ne müzik keyfi var şu an 
bırakmadın...
ne edepli olmak isteği...
hak etmedin...

senden sebep...
sizden sebep...
haberin yok
kuruduk ülkece...
kuruduk milletçe...
kuruttun ulan beni...
kuruttunuz ulan hepimizi...

başka bir şeyler
başka bir şeyler var aklımda anlatmak istediğim
yaşadıklarımdan
bilebildiklerim den
hatırlaya-bildiklerimden

embesil-lik-ler...

hayat senin kafanın usulü ile biraz 
curcuna-aksak...

***

bak
aramızda

sana gizlice ve sessizce bir diyeceğim var
durma orada öyle 
yakınıma gel benim
sokul burnumun dibine kadar
yüzüme bakıp durma öyle
yanaştır o sağır kulağını bana
fısıldarken sessizce bağırmak-tayım aslında sana...
duyarsın diye
dinle kalbimde ne fırtınalar var...

ne demişti o kardeş sorana
hani
hani askerimizin kafasına çuval geçirmişti el adamı da
Süleymaniye' de
sormuştu birisi '' nota verecek misiniz efendim'' diye
kardeş şöyle cevap vermişti 
hatırla

'' ne notası bu
  müzik notası mı bu...''

hatırla
sana onlarca sebep sayılmıştı herkesçe onun için
açılım hainlik ve tuzak diye
el adamının pezevenkliğini yapıyorlar bunlar dedik
fettullah ile birlikte 
atladın üstüne
avucunda bir tutam tuz ile...
hıyar sandın ya zavallım
benim-kisi hıyar dedi diye...
sazan...

demedim mi sana yüz kere
bu adam-lar yaramaz diye
ne memlekete
ne sana 
ne bana 
yaramaz bu adam da bu işlerde dedik hepimize

BOP' a sokarken bizi 
BOK' a soktuğunu anlattık sana...

bu kardeş çıkamadığı BOK' un pisliğinden
yanlış anlama
büyük ortadoğu kaos' u bu...
bildiğin değil
aklın almazsa söyleyeyim dedim...
bak gene bakıyorsun öyle mel mel satırlara
yüzüme baktığın gibi...
neyse
bu kardeş kendini kurtarmak için çırpınmakta
daha önceki ortaklarının şerrinden kurtulmak için
hainlik yaptığı güçlere sığınmakta...
dün diğerleri tarafından kullanıldı
bu gün beri taraftakilerce kullanılmakta...

kıvrım kıvrım kıvranmakta...
kıvırmakta...
aldatıldım...
aldatıldık...
inanana...
sana...
sa-za-na...

çaresiz...
bakma şu an güçlüymüş gibi olduğuna
kardeş yanar döner...
bir gün hesap döner sap döner...

sen ne dedin kardeş
dünya lideri o
iyi bir inanç adamı diğeri
ben de inançlıyım dedin...
o da inançlı dedin...
diğeri de inançlı dedin...
ulan rol bu dedik 
kandırıyorlar kandırılıyorsunuz dedik
ama sen şunu dedin...
ama beriki bunu dedi... 

ama dinlemedin...
deli ettin abi deli ettin...

şimdi bombalar patlıyor sokaklarda
şok-tasın...
sebebini anlayacak kadar a-kıllı olsaydın eğer
zamanında denilenleri dinlerdin 
zamanında olanları anlardın
şimdi de pek anladığın yok ya

sen 
g.tünü-n kılıyım onun ben diyenler den mi 
olmak istiyorsun...
cahil zavallı dünyadan bihaber
sen 
o sahte ağlak fettullahın müridi kılıklılar-dan mı 
olmak istiyorsun
cahil zavallı dünyadan bihaber

sana gizli bir diyeceğim var
bu aramızda
çünkü senin yaptıkların em-be-sil-lik...

hayat senin kafanın usulü ile biraz
curcuna-aksak...

şimdi ne yapıyor bu kardeş
düşmanı olduğu Gazi ve onun değerlerine yamanıyor...
zaten bu ara 
kokan kıçı sıkışan Gazi' ye yanaşıyor...
öncesi umursa-mayanın 
ölüm döşeğinde Allah' ı hatırlaması ve sığınması gibi...

***

bak
aramızda

sana gizlice ve sessizce bir diyeceğim var
durma orada öyle 
yakınıma gel benim
sokul burnumun dibine kadar
yüzüme bakıp durma öyle
yanaştır o sağır kulağını bana
fısıldarken sessizce bağırmak-tayım aslında sana...
duyarsın diye
dinle kalbimde ne fırtınalar var...

ne demişti o kardeş kendisi için
ben Dersim' li yim demişti...
dikkat
Tunceli' li yim değil.
ne var bunda
ne fark var arasında diye sorarsan
aha
zaten bu soruyu sorduğun için 
dediğim yerdesin ya...
dediğim gibi adamsın ya...
mel mel bakan

hatırla
sana onlarca sebep sayılmıştı herkesçe
el adamıyla otelde gizli toplantı yaptı diye
TESEV' in 183. kurucu üyesi dendi
TESEV ne dedin anlamadın baktın öyle
atladın üstüne
avucunda bir tutam tuz ile...
hıyar sandın ya zavallım
benim-kisi hıyar dedi diye...
sazan...

demedim mi sana yüz kere
bu adam-lar yaramaz diye
bu adam yaramaz 
ne memlekete
ne sana 
ne bana 
yaramaz bu adam da bu işler de hepimize
yalan bu adam 

Cumhuriyet düşmanı dedik
habur PKK lısının avukatını yanına oturttu dedik
fettullahçıyı Gazi düşmanı yobazı parti meclisine aldı dedik
takkiye yapıyor
artık onuda yapmıyor açıktan açığa vuruyor dedik
dinletemedik...

sen ne dedin kardeş
ben Atatürkçüyüm dedin
bu Atatürk partisi dedin
bölünmeyelim dedin...
o da öyle dedin...
şunu dedin...
bunu dedin... 
ulan Atatürk mü kaldı sayenizde
Atatürk' ün partisi mi var şimdi ardınızda dedik

ama dinlemedin...
deli ettin abi deli ettin...

şimdi bombalar patlıyor sokaklarda
şok-tasın...
sebebini anlayacak kadar a-kıllı olsaydın eğer
zamanında denilenleri dinlerdin 
zamanında olanları anlardın
ama bölünmeyelim diyen körsün ya sonunda...

sana gizlice sessizce bir diyeceğim var
bu aramızda
çünkü senin yaptıkların em-be-sil-lik...

hayat senin kafanın usulü ile biraz 
curcuna-aksak...


şimdi ne yapıyor bu kardeş
düşmanı olduğu Gazi ve onun değerlerine yamanıyor...
zaten bu ara 
kokan kıçı sıkışan Gazi' ye yanaşıyor...
öncesi umursa-mayanın 
ölüm döşeğinde Allah' ı hatırlaması ve sığınması gibi...

***
bak
aramızda

sana gizlice ve sessizce bir diyeceğim var
durma orada öyle 
yakınıma gel benim
sokul burnumun dibine kadar
yüzüme bakıp durma öyle
yanaştır o sağır kulağını bana
fısıldarken sessizce bağırmak-tayım aslında sana...
duyarsın diye
dinle kalbimde ne fırtınalar var...

ne demiştim sana kardeş
bu tarikat dernek işleri iş değil...

hatırla

sana onlarca sebep sayılmıştı 
bu özgürlük eşitlik kardeşlik lafı yalan
yani demem o ki kandırmak için kullanılan doğru olan...
palavra yahu palavra ulan...
el adamının yolu olan...
masonluk...
atladın üstüne
avucunda bir tutam tuz ile...
hıyar sandın ya zavallım
benim-kisi hıyar dedi diye...
sazan...

demedim mi sana yüz kere
bu adam-lar yaramaz diye
bu dernek dedikleri hain karanlık tarikat yaramaz 
seni adam etmez
beline önüne beynine önlük takan...

ya diğeri sen...

sana onlarca sebep sayılmıştı 
bu din kardeşiyiz
hizmet grubuyuz
iyiyiz
efendiyiz lafı yalan
yani demem o ki kandırmak için kullanılan doğru olan...
palavra yahu palavra ulan...
el adamının yolu olan...
fettullah-çılık...
atladın üstüne
avucunda bir tutam tuz ile...
hıyar sandın ya zavallım
benim-kisi hıyar dedi diye...
sazan...

demedim mi sana yüz kere
bu hain karanlık tarikat yaramaz 
seni adam etmez
kafana tepene beynine bez takan...

hepsi Gazi' nin kapattığı şer odakları
ne memlekete
ne Cumhuriyete
ne sana 
ne bana 
yaramaz bu oluşum da bu işlerde hepimize

yalan bu mahviller Cumhuriyet düşmanı dedik
hepsi ortak
hizmet ettikleri el adamları aynı dedik
takkiye yapıyorlar
artık onuda yapmıyor açıktan açığa vuruyorlar dedik
el adamının pezevenkliğini yapmaktır bu işler dedik...


ama dinletemedik...
deli ettin abi deli ettin...

sen ne dedin kardeş

ben Atatürkçüyüm dedin
bu dernek-tarikat da Atatürk yolunda dedin

sen ne dedin kardeş

ben Allah yolundayım
bu tarikatlarda Allah yolunda dedin
bunlar iyi insan olmak dedin...

hepiniz

aidiyet duygusu zafiyeti olan zayıflığınız ile
kimlik ve kişiliğini bulma yolunda eksikliğiniz ile
katıldınız içlerine her bir karanlık mahvil-ler-in

neden diye sorunca
şunu dedin...
bunu dedin... 
anlattın durdun kendince

ama dinlemedin...
deli ettin abi deli ettin...

şimdi bombalar patlıyor sokaklarda
şok-tasın...
sebebini anlayacak kadar a-kıllı olsaydın eğer
zamanında denilenleri dinlerdin 
zamanında olanları anlardın
ama arkadaşlarımla oluyorum diyen 
devşirilenler-den-siniz...

sana gizlice ve sessizce bir diyeceğim var
bu aramızda
çünkü senin yaptıkların em-be-sil-lik...

hayat senin kafanın usulü ile biraz 
curcuna-aksak...

***

sadece sana 
gizlice ve sessizce bir diyeceğim var...

diğerlerine yazmıyorum 
çünkü onlar daha bir farklı
hatta onlar bin beter...
bin değil milyon beter...
sapkın...
hasta...
bağnaz...
yobaz...

***

sonunda olacak olanlar bu 
yaşadıklarımız hep beraber
anlamadığın
olabilecekler dahada beter aslında...

sen 
satılmış hain politikayı politikacıları anlamaz översen...
sen 
okumayıp uyursan veya oku-sanda anlamayıp durursan...
sen 
inançlıyım deyip Fettullah yalayıcısı olursan...
sen 
Atatürkçüyüm deyip mason, lions, roteryan devşirmesi olursan...
sen 
bir halt sanıp Avrupa Birliği dersen, ondan medet umarsan...
sen 
ulus değerler bir bir satılırken özelleştirme iyi dersen...
sen 
satılmış Nato paşası ile ülkeyi savunan Gazi' nin askerini ayırt edemezsen...
sen 
diline dinine tarihine kültürüne sahip çıkamazsan...
sen 
ülkene sahip çıkmazsan, çıkanların yanında olmazsan...

diğer bir dolu konuları yazmıyorum bile
bilebildiğim
sen hele bu yazdıklarımı bir anla da
oradan başlayalım

ve sen

yukarıda ki satırlarda yazılanların her birinin ayrı ayrı
ne anlama geldiğini anlayamayacak 
kafa-daysan eğer...
kafada değilsen eğer...
neyse diğer aklımdakileri yazmayayım şimdi
olmayacak

daha çok bombalar patlar
sokaklarda
caddelerde
kıçının dibinde...
kıçlarınızın dibinde...
kıçları mızın dibinde
sen uyanıncaya kadar...

dua et de bu burada kalsın 
yaşadıklarımız bu kadarıyla...
kalmaz ya

yanı başından namusun
yanı başımızdan namusumuz 
kaldırılmasın el adamının katillerince...
geçmişte ki tarihimizde yaşanılan gibi...
komşularda yaşanılanlar gibi...

zaten bir çoğunuzu da ancak bu uyandırır...

bak
Gazi  şöyle demiş zamanında
bana en büyük yardımı düşman yaptı
halka ettikleri zulümle
uyanmalarını sağladı...
sonra halkın hepsi geldi cepheye...

sana gizlice ve sessizce bir diyeceğim var
bu aramızda
çünkü senin yaptıkların em-be-sil-lik...

hayat senin kafanın usulü ile biraz 
curcuna-aksak...

bize...
hepimize...

***

bak
bu da aramızda ona göre
bir duyan olmasın ne olur

sana gizlice ve sessizce bir diyeceğim var
durma orada öyle 
yakınıma gel benim
sokul burnumun dibine kadar
yüzüme bakıp durma öyle
yanaştır o sağır kulağını bana
fısıldarken sessizce bağırmak-tayım aslında sana...
duyarsın diye
dinle kalbimde ne fırtınalar var...

yüzüne daha beterini söylerim bilirsin
buraya yazmayayım onları dedim
okuyan var
olmayacak
anlayacağın dilden yazayım bari daha da açıkça...

ne yapayım

lan olum...
küçük kafalı küçük adam...

eğer u-yan-maz-san...
eğer uyanmazsanız hep beraber...
eğer uyanmazsak hep beraber...
biteceğiz birlikte...

bunca zamandır
dinletemedim anlattıklarımı sana...
dinletemedi hiç kimse anlattıklarını sana...
dinletemedik kendimizi sana...
deli ettin bizi abi deli ettin...
deli ettin beni abi deli ettin...
deli ettiniz ulan hepimizi...
deli...

ne mi yapacaksın...
ben sana ne yaptığını söyleyeyim de 
sen ne yapacağına
sen ne yapmayacağına 
kendin karar ver artık...

bak
aramızda kalsın

sana
gizli falan da bir diyeceğim yok bu satten sonra
bundan sonra yazarsam bir daha
aklımdan geçipte yazmadıklarımı 
söylüyorum işte algılasana
söyledim de zamanında bin kere
yanaştır o sağır kulağını bana
bakma öyle yüzüme dedim ya sana
deli etme beni
aptal cevaplar da verme bana
küçük kafana sokulan o ahmak şeyleri...
dinledikçe onları midem kasılıyor zaten karşında
hasta ettin beni
bir daha diyeceğim sana
fısıldarken sessizce bağırmak-tayım aslında...
duyarsın diye...

yaptığın em-besil-lik-ler-i...
yaptığınız em-besil-lik-ler-i...
ya dinle anla...
ya oku anla...

yoksa
yoksa yaşayarak anlayacaksın neler olacağını
bundan sonra
olan senin yüzünden bize de olacak...

küçük kafalı herif...

***

kusura bakmayın
bunlar dostum ile aramızda...
hani var ya o bir tane orada olan
bir de şurada duran
işte bir de şurada ki
arkadaşım 
pek anlamıyor da olanlardan...

sizin gibi akıllı değildir de kendisi !...
anlattım ya yukarıda
anlamıyor...
anlamıyor...
dayanamadım da artık 
böyle oldu satırlar...

Tuncay D. Kalemoğlu
www.tdkalemoglu.blogspot.com 
19.Mart.2016, Ankara

2 Nisan 2016 Cumartesi

ses gitti, ses bitti...

o gün
o günlerde

metal sesini duydum hep dışarıdan
metal sesini duyduk hep dışarıdan...

bir sağa
bir sola
otomatik metal kapı açılırken 
otomatik kapı metal kapanırken...

sonra 

güvenlik isimleri saydı tek tek ağzından 
maske verdi içeri girmek için hareketlen-enlere
seslendi ardından...

iki kişi

her aileden sadece iki kişi lütfen...

güvenlik ile konuşurken
üçüncüler hep çırpınıyorlardı içeri girmek için...

herkes kendisinin ne kadar önemli
bir diğerinin ne kadar gerekli olduğunu
ihtiyaç duyulduğunu anlatmaya çalışıyordu
uzun yollardan geldiğini iknaya çabalıyordu
ama güvenlik her seferinde şöyle diyordu

iki kişi

her aileden sadece iki kişi lütfen...

sonra kapıdakiler kendi aralarında konuşurlarken

sessizce
biri diğerine içeriye sen gir derken
öbürü ona olmaz sen girmelisin diyordu...

oysa hepsi
hem kendisinin içeri girmesini arzuluyordu
hem diğerinin de içeride olmasını istiyordu
bu hep böyle devam edip duruyordu...

ama güvenlik her seferinde kibarca ve kararlı
şöyle diyordu sabit bir ifadeyle

iki kişi
her aileden sadece iki kişi lütfen...

hamle yapanlar 
geride kalanlar
içeri girenler
kimisi üzgün
kimisi bezgin
bakışlar donuk...

yüzler içeriye girerken de çıkarken de aynıydı
tek fark  sadece bazılarının gözyaşlarıydı...

her girenin ardından

her çıkanın ardından
otomatik kapının metal sesini duydum hep...
otomatik kapının metal sesini duyduk hep...

bu gün

otomatik kapı açılırken

metal sesini son kez duydum 
son kez...
metal sesini son kez duyduk 
son kez...

hani o '' sadece iki kişi lütfen '' diyen 
güvenlik 
yoktu o saatte gecenin üçünde...
bizden başka da kimse yoktu zaten orada
sabaha karşı o soğuk havada eşikte...

sabahın karanlığında telefon çalınca
yarı uykulu beklerken evde
belli ki haber iyi değildi
telefonu açmadan konuşmadan bile
anlamıştım... 

oraya gittiğimiz zaman 

dördümüzü karşılayan telefonda haberi verendi...
ne kadar alışkın olsa da 
şöyle dedi sessizce duran kadın doktor
yoğun bakım odasının kapısının önünde...

babanızı kaybettik...
başınız sağ olsun...

beklenendi bizim için biten...
ama başkaları için devam etmekte olan... 

bizim için yaşayan ses gitti
metal kapının duyulan sesi bitti...

ses gitti...
ses bitti...


Tuncay D. Kalemoğlu
Antalya
16.Aralık.2015, saat 03.25.


3 Mart 2016 Perşembe

İKİ EZAN ARASI KADAR, hepsi o kadar...

'' onlarca yıllar plan yapanlara...''

kimse sormaz sana
sen de hiç bir zaman kimseye soramazsın zaten...

soramazsın başında o anda bebeğim
çünkü konuşamazsın...
yeni doğduğun ve konuşmayı bilemediğinden...

soramazsın sonunda o anda adamım
çünkü konuşamazsın...
yaşamını yitirdiğinden ve konuşmayı yapamadığından...

öyle veya böyle başta veya sonda
iki defa ezanı 
okurlar senin için...

birincisinde kulağına
adını verirken ve yeni yaşama başlarken...
kucakta dualarla...
ne kadarsa o kadar olacak olan yaşamının başında...

ikincisinde cemaate
adını anarken ve  yeni biten yaşamını söylerken...
musallada dualarla...
ne kadarsa o kadar olan yaşanmışlığının sonunda...

birincisini duyarsın ama anlamazsın bebeğim
muhtemelen ağlarsın
yaşamının başından az bir zaman sonra...

ikincisini duyamazsın ve anlamazsın dostum
muhtemelen ağlatır
sın
yaşamının sonundan az bir zaman sonra...

birinci ezanı sana sormazlar bile bebeğim
doğduktan kısa bir zaman sonra 
birileri ezan okurken kulağına
sevenlerine ismini fısıldarlar duayla...
muhtemelen deden olur okuyan
okurlarsa...
elbette tercih edenlerce...
sen tercih edecek olanda da olmasan da... 

ikinci ezanı sana sormazlar bile dostum
yaşamın sonundan kısa bir zaman sonra 
birileri ezan okurken topluma
ardından sevenlerine ismini duyururlar duayla...
kesinlikle imam olur okuyan
okurlar...
elbette tercih edenlerce...
sen tercih
etsen-de etme-sende...

işte bu iki ezan arası kadardır yaşadığın...
az da olsa çok da ola  kısadır tüm an' ın...

iki ezan arası 
ya çok kısadır tez biter...
iki ezan arası ya çok uzundur tez geçer...

zaman konusunda yaradan ile kontrat yoktur...
ya o kadardır...
ya bu kadardır...

bunu çok erken anladıysan eğer normaldir
çünkü bunu anlamak akıl ve inanç ister...
bunu çok geç anladıysan eğer normaldir
çünkü bunu anlamak tecrübe ister...

bunu ne çok erken ne çok geç 
hiç anlamadıysan eğer 
zaten tanımlamak istediğim kişide tam budur...
uzak durulasılar...

akıllı görünen ahmaklardan olma...
akıllı görünen ahmaklara yanaşma...
akıllı olanın yaptığı ahmaklıkları yapma...

yaşayacağın ya o kadar ya da kader...
yaşadığın ya tez geçer ya tez biter...
yaşam iki ezan arası kadar...

hepsi o kadar...

Tuncay D. Kalemoğlu
04.Mart.2016, Kanlıca 




13 Şubat 2016 Cumartesi

İNTİHAR EDECEKSİN...

sakın yanlış anlama
üç yıl oldu belki bunu dediğim
belki de dört
ne diliyorum bunu
ne beddua ediyorum sana...

sadece intihar edeceksin diyorum...

çünkü 
artık baş edemeyeceğin kadar kötü suçlusun...

bunu anlamayanların 
sana inanların çok olmasına  bakma sen
onlar 
yapılan yollara
dikilen çiçeklere ağaçlara 
döşenen raylara
trenlere
bakanlar...
bakıyorlar...
mutlular...

istenilen gibi
istediğin gibi...

seni öğrendiklerinde... 
seni anladıklarında... 
nasılda göremedik bunu biz diyecekler...
hep de öyle derler ya zaten...

bildiğimiz gibi
her zaman ki gibi...

hiç şüphen olmasın
bir konuşacaklar...
üç anlatacaklar...
beş söyleşecekler...
sonra dönüp arkalarını sana
maçlarını ve dizilerini seyredecekler...

bildiğin gibi
şimdiki gibi...

ama sen
o zaman sen
katlanamayacaksın düşmüş olacağın zavallı durumuna
ve...

böyle olduğunda inan bana sıkılacağım
şu an bile 
sıkılmak-tayım yazarken
belki de 
ürkeceğim bunu düşündüğüm için
sevineceğimi ise sakın düşünme...

ne kadar kötü olsan
ne kadar hırsız olsan
ne kadar zarar vermiş de olsan
ne kadar hasta ruhlu olsan
ne kadar hain olsan...

sonunda insansın ya...

yanlış anlama 
biyolojik anlamda 
adam olarak demek istemedim
yanılma...
niye yalan diyeyim
zerre kadar böyle düşünmemekteyim...

resimler yalan söylemez
eserindir yaptıkların ve yapmadıkların
cezası da vardır bunların
eğer saklananlar çıkarsa ortaya bir gün
patlarsa akıllarda dillerde seninle ilgili irin dışarı...

tarifini ve telafisini yapamayacaksın o zaman
aldıklarının
yaptıklarının
yıktıklarının
içtiklerinin
parçaladıklarının...

eserin olarak kalacak belleklerde
ruhunun derinliklerinde gizli olan hırsın
doğanda olan kötülük...
olup biten ve başımıza getirdiklerin ile
geçip giden hayatımız çocuklarımızla
alıp yok ettiğin yaşantımız insanlarımızla
ne geri gelecek ne de telafisi kolay olacak hepsinin...

ama sen
yaptıklarının bedelini bir gün karşılayamayacaksın
düşeceğin durumlarda hesabını veremeyeceğin 
hatalarının
suçlarının
kötülüklerinin
hainliklerinin
yükünü taşıyamayacak
tüm yaptıklarının ağırlığında boğulacak
baş edemeyeceksin... 

kardeş senin görevin bitmedi mi daha...

sen seni yaratanlara hizmet ettin 
şimdi onlar senden kurtulmaya çalışıyorlar
ama kurtulamıyorlar
kurtulacaklar...

başından beri her şeyi anlayanlar
onlardan da sen dende siz dende kurtulmaya çalışıyoruz
ama kurtulamıyoruz
kurtulacağız...

başına gelecekleri anladın
şimdi sen onlardan kurtulmaya çalışıyorsun
ama kurtulamıyorsun
kurtulacaksın...

senin
bizim
hepimizin 
etrafında yarattığın ateş çemberinde
çaresiz kalan ruh halinle...
kendini sokacaksın...

intihar edeceksin...

Tuncay D. Kalemoğlu
Ankara, 13.Şubat.2016

ANLAYAMIYORSUN Kİ...

o gün resimlerimiz öyle...
bu gün aynadaki yüzlerimiz böyle...

fark edemediğimiz  gençliğimiz...
kabullenemediğimiz geçmişliğimiz...

hükme-demediğimiz 
zaman...

anlayamıyorsun ki…

Tuncay D. Kalemoğlu
01.01.2015, Kanlıca.

2 Şubat 2016 Salı

RECEP ERDOĞAN hayatını kaybetti...

Recep Erdoğan hayatını kaybetti...

şehit Recep Erdoğan...
asker olan...
teğmen olan...
şehit olan...

vatan uğruna...
1.Ocak 2016' da...
Sur' da...

dün...

hain olmayan...

ve diğerleri...
ve diğer yerlerde...
şehit olan...
şehit olanlar...
silahlı kuvvetlerden olanlar...
emniyet güçlerinden olanlar...

hain olmayanlar...

Gazi' nin ve Cumhuriyet' in neferi, polisi...
Gazi ve Cumhuriyet' in neferleri, polisleri...

fark edenler...

yüzlercesi bu günlerde...
ve binlercesi dün...

bir değil bin...
milyon...

vatan uğruna...

***

malum
pis düzenin pis tuzakları tarafından...
pis oyunların pis piyonları tarafından...
kendini gizleyen soysuz tarafından...
kendini gizleyen soysuzlar tarafından...
gizleneni fark etmeyen ahmak tarafından... 
gizleneni fark etmeyen ahmaklar tarafından... 
sebep olandan...
sebep olanlardan...

hepsinin yüzünden...

onlar
birlikte yaşadıklarımız...

yüzlercesi bu günlerde...
ve binlercesi dün...

bir değil bin...
milyon...

ve sebep olan...
ve sebep olanlar...

hain...
hainler...
satan...
satanlar...
satın alınan...
satın alınanlar...
peşlerinden giden...
peşlerinden gidenler...
ahmak...
ahmaklar...

vatanı satan...
bir bir...
bire bir...
birlikte...

Gazi' nin ve Cumhuriyet' in düşmanı olan...
Gazi ve Cumhuriyet' in düşmanları olanlar...
hain...
hainler...
Gazi ve Cumhuriyet' i unutanlar...
Gazi ve Cumhuriyet' e ihanet edenler...
nankör...
nankörler...
ve onların peşlerinden gidenler...
fark etmeyen...
fark etmeyenler...
ahmak...
ahmaklar...

o... 
onlar...
birlikte yaşadıklarımız...

yüzlercesi bu günlerde...
ve binlercesi dün...

el adamı uğruna...
hain dedeleri uğruna...

hepsinin yüzünden...

bir değil bin...
milyon...

***
inadına onların...
soysuzların inadına...

şehit olan...
teğmen olan...
hain olmayan...
Recep Erdoğan...

ve diğerleri...
nefer olanlar...
emniyet güçlerinden  olanlar...
hain olmayanlar...

vatan uğruna...

aman...
dikkat...
bilinsin...

unutulmasın...

diğer-ler-i 
halen hayatta...
satan...
satın alınan...
satanlar...
satın alınanlar...
hain...
hainler...
ve en hafifi olanları...
onların peşlerinden giden aymazlar...

el adamının-kiler...
el adamının yoluna gidenler...
hain dedelerinin yolunda devam edenler...
ve onların peşlerinden gidenler...

hayatta...
hayattalar...

o...
onlar...
birlikte yaşadıklarımız...

bir değil bin...
milyon...

***
aman...
bilinsin...
unutulmasın...

dikkat...

şehit olanlar...
vatan uğruna...
diğerleri...
nefer olanlar...
emniyet güçlerinden  olanlar...
hain olmayanlar...

mekanları cennet olsun...

aman...
bilinsin...
unutulmasın...

dikkat...

şehit olan...
vatan uğruna...
Recep Erdoğan...
teğmen olan...
asker olan...
hain olmayan...

mekanı cennet olsun...

aman...
yanlış anlaşılmasın...


Tuncay D. Kalemoğlu
Antalya, 02.Ocak.2016
https://twitter.com/tuncaykalemoglu





23 Ocak 2016 Cumartesi

HASAN efendi ve MUSTAFA beyefendi...


'' HASAN KARATAŞ ve MUSTAFA KOÇ vefat etti. Ocak 2016, İstanbul...

ikisi birden kalp krizi geçirdiler 
iki gün arayla yaşamlarını yitirdiler...

dün sabah
öğrendim ki kapıcı Yalçın ile konuşurken telefonda
Hasan efendi vefat etmiş iki gün önce
otoparktaki bekçi kulübesinde
yapma dedim
baş sağlığı diledim 
hem ona hem yakınlarına

bu sabah
öğrendim ki Bedri Baykam ile konuşurken telefonda
Mustafa' yı kaybettik dedi bana
Mustafa beyefendi vefat etmiş biraz önce
öyle mi dedim
baş sağlığı diledim
hem ona hem yakınlarına

Hasan efendi derdim karşılaştığımda bekçimize
içimden gelendi ona hitap etmek böyle 

hiç karşılaşmadım Mustafa beyefendiyle
hitap etme şansım olmadı kendisine

Hasan efendi
Mustafa beyefendinin evinden karlı bir manzarayı 
resimlediği gün göçtü bu hayattan
iki gün önce...

Mustafa Beyefendi
evinden resmini çektiği ve paylaştığı karlı manzarasının 
konuşulduğu gün göçtü bu hayattan...
gazeteler öyle yazmıştı
Hasan efendinin hayattan göçmesinden
iki gün sonra

Hasan efendiyi dünya tanımaz kendi dünyası dışında
malum sayacak bir şey yok 
bildiğim bir sebepte yok
apartmanımızın otopark bekçisiydi kendisi...

Mustafa beyefendiyi dünya tanır kendi dünyası dışında
malum saymaya gerek yok 
bir çok sebeplerden
holding sahibi bir iş adamıydı kendisi...

şimdi
bildiğim dört ortak noktaları var ikisininde

birincisi Kanlıca manzarası
birinin evinden diğerinin bekçi kulübesinden...

ikincisi kalp krizinden yaşamlarının kaybı
sebepleri neyse kendilerinden...

üçüncüsü yeni ortak mekanları
toprağın sıfır kodunun altı...

dördüncüsü yeni ortak hitapları merhum
herkesin eşit olduğu...

***

Kanlıca manzarası
birinci ortak noktaları...

Mustafa beyefendinin evi varmış 
Kanlıca' da yaşadığı
yeni öğrendim bilmezdim 
oradan çektiği bir manzaranın resmini paylaşmış iki gün önce 
seyrediyordu yaşarken 
çoğu zamanda muhtemelen
iş yeri var Anadolu yakası tarafında İstanbul' da
pek çok zaman arabamla önünden geçerim 
holding merkezi olarak kullanılan yerin önünden
herkes bilir Nakkaştepe' de 

Hasan efendinin evi vardı yaşadığı İstanbul' da 
bilmezdim ve hiç öğrenmedim
bazen sohbetimiz olduysa da kulübesinin önünde
hiç sormadım evin nerede diye
onun da iş yeri burası Anadolu yakası
Kanlıca' da apartmanın otoparkı...

arabamı park ederim oraya
manzarası vardır benimde seyrettiğim 
o da seyrediyordu yaşarken 
çoğu zaman muhtemelen
oturduğu küçük kulübesinden baktığı
bekçilik yaptığı apartmanımızın oto parkında

birinin iş yeri vardı
diğerinin  yaşam yeri vardı
Kanlıca' da...

Mustafa beyefendi
iki gün önce yaşadığını paylaştı dostlarıyla
fotoğrafını çektiği karlı evinin manzara resmiyle 
o an yaşanan farklı
şimdi manzara aynı
Kanlıca' dan...

Hasan efendi 
iki gün önce yaşamını yitirdi 
o resmin çekildiği gün
kim bilir belki de aynı an
paylaşılan resmin benzer manzarasına bakan 
bekçi kulübesinde
o an yaşanan farklı
şimdi manzara aynı
Kanlıca' dan...

***

kalp krizinden yaşam kaybı
ikinci ortak noktaları...

Hasan efendinin bir kurşun kalemi 
bir de çekmecesinde tuttuğu defteri vardı kulübesinde
aylık aidatlardan toplanan paraları
daire başına aldığı yüz liraları
o deftere not tutar yazardı
maliyesi
ekonomisi 
hesabı 
bu kadardı
özel bilmediklerimin dışında

siyasi veya ticari gizli bir hesabı...
sahte gülümsemeler ve rol kesmesi gereken ortamları...
etrafında parası için pervane olanları...
yoktu...
ülke için hesapları ve planları...
ekonomik gelişmelere göre döviz altın borsa yatırımı
mali ve cari açık hesabı
banka ve mevduat hesabı
yoktu...
olsaydı eğer o kulübede ne işi vardı...
o sadece küçük hesaplarını defterine yazardı...

kitap okurken hiç görmedim onu
bilmezdi dünyanın küresel güçlerinin siyasi çekişmelerini
paranın ve paranın sahiplerinin gücünü
bunların emellerini hırslarını hesaplarını...

oluşumları
hükumet ilişkilerini
entrikaları
dernekleri
tarikatları
gizli mahfilleri
CFR, BiLderberg gibi dünya oluşumlarını
NATO' yu Gladyo' yu
istihbaratı
orduları
silah sanayisini
ilaç sanayisini
petrol sanayisini
otomotivi
bankacılığı
dünya şirketlerini...!

muhtemelen hiç bilmezdi
kendisi ve dünyası bu işlerin dışındaydı...
iş dünyası oturduğu kulübe ve otopark alanı kadardı..

karda kışta soğukta içeride olurdu
yazda baharda sıcakta  dışarıda yürürdü
küçük kulübesinde ufak televizyonunu seyrederdi
bazen önünden geçerdim
o görmezdi beni ben görürdüm onu
çoğu zaman ekrana dalmış olurdu kendi halinde

bazen yüzünde donuk bir bakış
bazen mutlu bir ifadeyle gülümseme
bazen içeriden gelirdi kahkaha sesi

genelde mutlu görürdüm onu
en azından televizyona o anda mutlu bakardı 
ne verilirse onu alırdı o kadardı
kendisi ve dünyası bu yaşantının insanıydı...

her neyse Hasan efendinin yaşadıkları ve etkileri...
kulübede kalp krizi geçirdi 
yaşamını yitirdi 
dünyaya baktığı göz farklı...
sadece iş yerinden baktığı manzara 
Mustafa beyefendinin kiyle aynı idi...

Mustafa beyefendinin neyi mi vardı...
onun ...!

her neyse Mustafa beyefendinin yaşadıkları ve etkileri...
evinde kalp krizi geçirdi 
yaşamını yitirdi
dünyaya baktığı göz farklı...
sadece evinden baktığı manzara 
Hasan efendinin kiyle aynı idi...

***

yeni ortak mekanları
üçüncü ortak noktaları...

bu sabah ortak aradı beni ve dedi ki
yaz aklına
birinden dünya konuşuyor
diğerinden konuşan yok dünyada...
gene para kazandı...

iş adamının vefatının çok konuşulmasının en çok sebebi 
paraydı elbette
ya da paranın sebepleri...
ortak haklıydı ama
bir de onu gerçekten sevenlerin üzüntüsü 
üç beş kişi belki veya yüzlercesi binlercesi
bak işte bu bilinmez...

beş aşağı üç yukarı böyle olsa da 
bir durum farklı
toprağın sıfır kotunun üzeri...
toprağın sıfır kotunun altı...
sıfır kotun üstü feryat figan...
sıfır kotun altı ne hamam ne han...
sessiz...
paranın konuşulmadığı yer artık orası
yeni ortak mekan...

***

yeni ortak hitapları
dördüncü ortak noktaları...

Hasan ve Mustafa artık hitapları... 
aynılar artık bundan sonra orada...
anılma şekillerinin dışında burada...

toprak sıfır kotunun üzerinde 
ortak bir noktaya gelmeleri mümkün değildi...
çünkü orada mevcut hitapları vardı...
toprak sıfır kotunun altında 
ortak bir noktaya gelmeleri mümkün oldu...
çünkü orada mevcut hitapları kalktı...

şimdi sessizlik hakim orada
inanan için bilinmeyen gizemli bir dünya
soyut olan...

inanmayan için bilinen iki metrelik bir çukur işte
üzeri doldurulan...
somut olan...

sonuç...
inanan için bilinmeyen bir yerdeler soyut...
inanmayan için bilinen toprak içindeler somut... 

bir Hasan gider bu dünyadan...
bir Mustafa gider bu dünyadan...

ne yaşanacaklar değişir bu dünyada...
ne de yaşayanlar değişir mevcut akıllarıyla...
bir çok Hasan ve Mustafa dolu her yer
bu böyle sürer gider...

buluşuncaya kadar ortak bir paydada...

madem olmayacaksa ortak bir payda kimseyle
o zaman sadece buluşmaya devam
her zamanki ortak hitapla...
her zamanki ortak mekanda...

er kişi niyetine...


Tuncay D. Kalemoğlu
Antalya, 21.Ocak.2016
www.tdkalemoglu.blogspot.com
https://twitter.com/tuncaykalemoglu