19 Ekim 2010 Salı

HANGİ CUMHURİYET'İ KUTLAYACAĞIZ...

'' Cumhuriyet'imizi sadece vals yaparak koruyanlara...TDK ''

Koruyamadığımız,
iğdiş edilen,
ırzına geçilen,
düştüğü hallerini göremediğimiz,
görsek bile görmezden geldiğimiz,
ve halen susarak seyrettiğimiz CUMHURİYET 'i mi ...

Siz kutlayın,
ben bu orta oyunu haline getirilen törenlere,kandırmak için oynanan oyunlara razı değilim...
***

Yıl 1988.

İçinde 2000 kişinin çalıştığı,50'ye yakın teknik ve idari personelin bulunduğu bir şantiye.
Bir kişi baret kullanırdı.
Ben...
Yurt dışı şantiye çalışmasından alışkanlık olan baret ve emniyet botlarımı (safety shooes dedikleri)hep kullanırdım.

Bir gün bir kalfamız kaza geçirdi ve hayatını kaybetti.Ertesi gün savcı olay yerine gelip tutanak tutacağı için,verilen bir emir ile,2000 kişi baret takmıştı,bir kişi hariç.
Ben...
O 2000 kişinin,ama en çok da yetkililerin kafalarında baretler birer yumurta gibi görünmüştü bana.
İğreti,
sahte,
yapmacık
ve rol yaptıkları için komik ve zavallı...
Onların hepsi eğitimli akıllı idi,
ama baret takmaları için bir ölümcül olay olmalıydı demek ki...

Eğitim cehaleti alıyordu ama bir şeyler baki kalıyordu...

***

Yıl 2005.
Tam beş yıl önce.

İlk yazımı 28 Ekimi 29 Ekime bağlayan sabah yazmıştım.
(bknz.sayfa sonu EK).
http://tdkalemoglu.blogspot.com.tr/2016/10/29-ekimcumhuriyet-bayrami-ve-bayrak.html

Bana bunu yazdıran iki kişi idi.
Çağdaş,
laik,
Atatürk çü(!!!),
eğitimli,
beyefendiler...
Ancak,
iki beyefendi bayrak konusunda ve bayramlarda bayrak asma konusunda küçümseyici yorumlar yapmışlar ve düşünmeye itmişlerdi beni...Elbette şaşıracaksınız,ben de şaşırmış idim zaten...
Aslında onlara(ve onun gibiler) teşekkür etmem gerekir.Kafamda soru işaretleri bırakmışlar,düşünmemi sağlamışlar idi...

Bu gün bu ülkede bayrağımızı bir bez parçası olarak görüp '' el adamı '' nın dikte ettiği ve benimsettiği bazı bez parçalarını,çağdaşlığın ve-veya dinin simgesi olarak kullananlar,akıllarının vaftiz edildiğini-devşirildiğini ve-veya inançlarının bağnazlaştırıldığını muhtemelen anlamayacaklardır. Anlayanlar ise içlerine kapanacaklardır kullanılmışlığın ezikliği ile.
Farklı gibi görünen iki anlayışın aynı '' el adamı '' nca yönlendirilebilme ihtimalini hiç bir zaman kabul bile etmeyeceklerdir...

Birinin diğerini dinsiz imansız,
yani laik diye tanımladığı...
Ötekinin diğerini '' ayakkabılarını '' kapısında bırakan olarak küçümsediği...
Oysa her iki gurubun '' ayak kapıları '' nda,
kimin,
'' el adamı '' nın öyle veya böyle '' ayak kapıları '' nda beklediği,
medet umduğu,
tatmin olduğu,
iyi insan olduklarını var saydıkları,
dindar oldukları,
çağdaş oldukları...
'' nı '' sandıkları...
Bizim ülkemizin insanları...
Kendileri ile beraber ülkeyi de '' ayaklar altına '' aldırarak...

Birbirlerinden uzak kalan halklarız hepimiz...
Halktan uzak halklarız biz...
http://tdkalemoglu.blogspot.com.tr/2016/08/halktan-uzak-halkz-biz.html

İçlerine,akıllarına tohumlarını bırakan,

-Eşek Arısı [ Hymenoepimecis ]- ları fark etmeyen zavallı örümcek misali...

Bunlar mı koruyacak(idi) bu Cumhuriyet'i...
Bunlar ile mi kutlamalar yapacağız...

***
Bu gün ayaklar altındaki Cumhuriyet ve hakkı korunamayan bayrak...
Bunu algılayamayan onca eğitimli insan...
Algılamaları için ölümcül bir olay mı olmalı...

Allah korusun,
eğer bu ülke bir gün ölümcül kötü bir olay yaşar ve
hepiniz bayraklara sarılır,evlerinize asarsanız...
Biliniz ki beş senedir penceremden inmeyen bayrağı indiren bir kişi olacak...
Ben...
Ve bu gün takmadığınız o bayrak o gün sizlerin üstünüzde iğreti duracak...

Yanlış yazdım,kusura bakmayın.
Sizler bayrak yanında iğreti duracaksınız...

Evet,
eğitim cehaleti alıyor,
ama...
Bir şeyler baki kalıyor...

***
tehlike
sadece yobaz da değil
yobazı hem hedef gösterende ve aynı zamanda kullananda...
bağnaz düşünceyi gören akıl
neden görmez hem bağnazı hem kendini kullanan '' el adamı '' nı asıl
akılları mı kıt bunca insanın bilinmez
ama belli ki ve belki de
zayıf

göreceksiniz
bağnaz ile ülkeyi yoldan çıkaran '' el adamı ''
bağnaz sın diye suçlayacaklar tüm ülkeyi
hazırlanmaktalar bunu da
yapacaklar bir gün savaş sebebi

sizler
kullanılan
'' el adam '' ' ı özentisi olan
beyefendi(ler),
hanımefendi(ler)

kullanılmış-lığınız-ı anladığınız an

sinmiş silik bireyler olarak çökeceksiniz köşelerinize
korkarak...

anlamayanlar ise devam edecekler '' el adamı '' nın yoluna
mutlu ama kullanılmış insanlar
olarak...

***

Bakın bakalım bu gün etrafınıza,evlere,kaç asılı bayrak göreceksiniz...
Üç,
beş,
yirmi beş...
Daha fazla değil...
Ya siz
siz astınız mı...
Gerek bile görmediniz
hatta aklınıza bile gelmedi bu bayramda da
değil mi...
Oysa o evlerin içinde yaşayanların en az bir kişisi vardır sülalelerinde,
şehit veya gazi olan...
O evlerdekiler bu bayrak için canlarını verenler sayesinde
yatmaktalar sıcak yataklarında halen...
Ve onlar Cumhuriyet'e sahip olmadıkları gibi kutlamazlar bile
keyif sürerken...

Çok çok az istisnalar hariç...
Onların Cumhuriyet Bayramları kutlu olsun...

Ben kendimce,'' el adamı '' nın kullanılanı ve ayaklara düşeni olan,
http://tdkalemoglu.blogspot.com/2010/03/el-adaminin-pezevenki.html

kendi değerleri yerine onun değerlerinden gücünden sisteminden medet uman,
http://tdkalemoglu.blogspot.com/2010/10/tuner.html

emanet edilen Cumhuriyet'i koruyamayan,
olanları algılayamayan,
http://tdkalemoglu.blogspot.com/2010/09/fareler-davranslarnn-sonuclarn-tahmin.html

bağımsızlığını yitiren bireylerin ve ülkenin bir ferdi olarak...

Beyhude Cumhuriyet Bayramları kutlamalarını,
aksi olana kadar yapmak istemiyorum...


Tuncay D.Kalemoğlu

29.Ekim.2010

***
EK;
http://tdkalemoglu.blogspot.com.tr/2016/10/29-ekimcumhuriyet-bayrami-ve-bayrak.html

29 Ekim,CUMHURİYET BAYRAMI ve BAYRAK?


Tam bir yıl geçti 29.Ekim.2005 den bu yana.


Bir yıl önce bu sabahın ilk saatleri benim düşünce ve
duygularımın satırlara döküldüğü anlardır. Yatağımda yatarken ve pencereme asılan bayrağımıza bakarken dökülen duygu ve düşünceler...Kendimce doğrularımın kelimelere döküldüğü an...

Çevremde bulunan binaların neredeyse yüzde 90 veya fazlasının
bu bayram veya benzerlerinde bayraksız olması ve bayrak sevgi ve saygı duygusundan
yoksun olması beni rahatsız etmişti. Aslında bu rahatsızlıktan öte tanıdığım birçok kişinin
en basit ve olması gereken bayrak sevgisi ve bağlılığı duygusundan uzak olmaları ve hatta
bu konu konuşulduğu zaman umursamaz, küçümser tavırlar takınmaları idi beni düşündüren.

Gerek bayrak sevgisi, ona bağlılık duygusu, gerekse diğer ulusal değerler den uzak olunması, yıllar süren bilinçli ve akıllı planlanan birçok oyunların ülkemizin ve ülke insanımızın üzerinde olması istenilen örtü değil midir. Bu örtüdür ki kaybolması, yok olması istenilen ulusal birlik ve beraberliği kapatmaya çalışmıştır.Dini inançların yobazlara kaldığı ve inancın itici olduğu düşüncesi,ulusal değerlerin aşırı uçların himayesinde olduğu iddiası, küçümsenmesi ve yüreklerde yer almaması, yıllarca bu ülkede oynanan olağanüstü çaba ve politikaların sonucu değil midir.

Yakın tarihte bu ülke insanları sağ, sol ideolojileri ve mezhep kavgaları ile birbirlerine kırdırılmadılar mı? Bugün de laik - anti laik, dindar dinsiz ve azınlık oyunları(kürt-türk) ile birbirinden koparılmak istenmiyor mu?

Oysa bir ülke yi ve ülke insanlarını birbirine bağlayan, inanç, bayrak, ülke, vatan sevgisi,ümmet olmaktan kurtaran millet olmayı sağlayan değerler değil midir.Bütün bunları başaran ve ülke üzerindeki bu gün mevcut olan o lanet örtüyü, bir zamanlar kaldıran Atatürk ve onun düşüncesi, aklı ve yolu değil miydi.Evet, onun düşüncesi ve aklı idi. Tanıdıkça, öğrendikçe saygı duyulacak ve izlenecek aklı ve düşünceleri, eylemleri idi.

Yakın tarihte hangi şehre veya kasabaya gitsem, şehrin en belirgin tepe veya noktasında büyük ve yüksek Türk bayrağı dalgalanmaya başladı. Ayrıca özel sektör iş yerlerine normalin dışında Bayraklar asıyor. Her ne kadar konutlarda az olsa da.Bir yıl önce bana bu duygularımı yaşatmış ve ortaya çıkmasını sağlamış olan görüntüler ve insan guruplarından(!) sonra, ülkesini seven ve karşılıksız çaba gösteren yurtsever insanların varlığını görmem, hissetmem benim en büyük umudum dur.

Bu gün ülkemi ve ülkem insanımı sarmış olan birçok tehlikenin içinde olanların da aslında tehlikelerin farkında olmayışı, yani kötü niyetli değil, ancak iyi niyet ve aymazlık kurbanı olmaları beni umutlandırıyor. Bu ülkenin değerleri dışındaki oluşumların(küresel güçlerin oluşumları) ve ayrıca yobazların oyunlarının esiri olan birçok insanın özünde taşıdığı vatan sevgisi ve ulusal terbiye, en ufak bir kıpırdanış ta ortaya çıkacaktır.

Gazi'nin Kurtuluş Savaşını başardığı yaşam sürecindeki şartlar ve insanlarımızın durumu ile bu günkü durum arasında büyük farklılıklar olmasına rağmen, değişmeyen ve değişmeyecek olan tek şey bu ülke insanının içindeki bağımsızlık ruhudur. Değil midir ki bu ruh ve öz güven 85 yıl önce ülkeyi işgal etmeye gelenleri def-etmiştir. Ve inanın Türk halkın da bulunan bu ruh ve inanç, bu gün pis emellerini uygulamak isteyenlerin en büyük korkusudur. Hiç bir örtü bu ruhu ve gücü kapatamayacaktır ve yok edemeyecektir.

Bunu yok etmek isteyenlerin 11.Kasım.1938 ' den, yani Gazi'nin ölümünden sonra başlattıkları karşı devrim çalışmaları mutlaka başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Bunu görmek en büyük arzum dur.Ve bunun için bu gün her bir yurtsever birey elinden gelen bireysel ve toplumsal çabayı sarf etmeli, ulusal değerlerine sahip çıkmalı, bayrak ve vatan kıymeti bilmelidir.

Saygı duyulan ve takılan hiçbir bez parçası bayrağımızdan...

Saygı duyulan ve peşinden sürüklenen hiçbir simgelenen bez, başka ulus ve insanların kurduğu tarikat ve kurum değerleri bizim bayrağımızın hak ettiği, hak ettirdiği, şehit kanı ile onurlanmış değerinden, üstün olamaz...

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun...

Tuncay D.Kalemoğlu
29.Ekim.2006

1 yorum:

  1. Atatürk'ümüzün kurduğu cumhuriyet bayramını inşallah sonsuza dek kutlarız.(İran'da cumhuriyetle yönetiliyor ya karışmasın dedim)

    YanıtlaSil