1 Ekim 2010 Cuma

CAHİT KÜLEBİ SOKAĞI - ANTALYA

''Edebiyat sevenlere,ona emek verenlere... TDK ''

KENTİN FARKEDİLESİ GÜZELLİĞİ…

Antalya’da yağmurlu bir akşam,
Şubat 2010.

Tarihi Antalya Lisesi önünde yürürken, bir dükkândan gelen müziği dinlemek için durduğum zaman, tramvay yolunu ve caddeyi izledim. Şemsiye üzerine düşen yağmur sesi, tramvayın çan sesine karışırken müziği dinlemek istemem bana Antalya’nın ağaçları arasındaki caddenin görüntüsünü fark etmemi sağlamıştı…

Ve caddeye çıkan ‘’ Cahit Külebi’’ sokağını.

İşte o an içimde
iyi bir fotoğraf çekebilme yeteneğine fotoğraf makinesine sahip olabilme arzusu oluştu.
Veya bunu resmedebilecek bir ressamın fırça yeteneğine, yaratıcılığına…
Ya da o güzelliği en olur haliyle satırlara dökebilecek, mısralarda anlatabilecek yeterli beceri ve kalem gücüne sahip olabilmek…

***

CAHİT KÜLEBİ’NİN ANTALYA’DAKİ SOKAĞI

ancak
görsel bir sanat gösterebilirdi onu
ve bir çift göz yakalardı sokaktan geçerken
tramvay yolu üzerinde
raylarda kayan vagonların
görürdü siluetini
duyardı sesini
ve
Cahit Külebi’nin isminin
Antalya Lisesi duvarına yaslanan dar sokağının resmini
yağmurda
çiseleyen yağmuru
sokak lambalarının ışığında parlayan ıslaklığın
ıslak ağaçların ve yapraklarının güzelliğini
akşamın karanlığında
Antalya şehrinin
caddeye sarkan güzel sokağı
ve okurdu ismini taşıyan şairin
sokağının ismini

‘’Cahit Külebi Sokağı’’

yılları saklayan

ve şehrin ta kendisi kokan
nice öncesine ait
yaşanmış ve halen yaşayan
içinde yaşanan eski Antalya evleri ile


o an

bir kere daha hissettim yıllardan sonra
Antalya’yı

ne kadar benimsediğimi
sokaklarını hissederek yürürken
yağmurun görüntüsü ile
ve esnafın tezgâhlarını misafir eden Külebi’yi
şairin kendi ismi ile

bunları bütünleyen caddede yürüyen insanların
telaşını
bazılarının salınarak keyifli gezintisini

şemsiyelerinin altında
neredeyse hiçbirimizin yapmadığı
bu yürüyüşüm gibi


ve hepsini sarmalayan
dükkândan caddeye taşan

melodinin verdiği haz
o da her zaman çalmaz ki
çalsa da insan her zaman

haz duymaz ki

belki

fotoğraflanamayacak ve resmedilemeyecek olsa da tarafımdan
bu görüntüler
eminim sizler

resimlersiniz hayalinizde kendinizce
ve seslendirirsiniz kulağınızda
hayal gücünüz ve keyfinizce
satırlarımda…

(TDK)

***

CAHİT KÜLEBİ SOKAĞI

Yürümeye devam ederken karşımda duran bir güzellik…
Durdum,
Antalya Lisesi kuzey cephesi duvarının dibinden geçen dar bir sokak adı.
Baktım ve düşündüm,
‘’ CAHİT KÜLEBİ SOKAĞI ''.
Güzel bir sokak ismi.
Ve sokakta akşamın yorgunluğunda tezgâhını toplayan satıcılardan ikisine;

‘’Bu ne kadar güzel bir sokak ismi beyler’’ dedim.

İlgime ilgisiz kalmadılar, bana baktılar ve içlerinden biri;

‘’ Ağabeycim, Cahit Külebi Antalya Lisesi öğretmeni iken eşi için bu sokakta bir şiir okumuş, işte bu yüzden bu sokağa onun adını vermişler.’’ dedi.

Ağzımdan, ‘’ Yapma.’’ diye şaşırmam ile beraber,

‘’ Cahit Külebi Antalya Lisesinde öğretmenlik mi yapmış? ‘’ diye soruvermişim.

Diğer esnaf;

‘’Evet, ağabey, dört sene önce Ataol Behramoğlu’da gelip bu tabelayı buraya elleri ile çaktı’’ dedi.

Tekrar şaşırmıştım.
İyi de niye şaşırmıştım?
Edebiyat, şiir ve şair bilgisi fukarası ben, ancak Cahit Külebi’nin ismini görüp bunu değerlendirebildiğim ile avunmalıydım. Ayrıca sokaklarda yürümek ve insanlar ile göz göze gelip sohbet etmek varken, arabadan işe, eve veya bir yerlere koşturarak gidip duranlardan değilmiydim?

Kısa bir yürüyüş ve esnaf ile sohbet ne keyif ve ne öğreti katmıştı yaşamıma. Sadece yirmi dakikalık bir kazanç, bana Cahit Külebi’yi okutmayı öğretmişti ve başlatmıştı bile işte. Bunu paylaşmalıydım bazı dostlarım ile. Öyle de yaptım.

Paylaştığım bir Antalya'lı dostum;

‘’ Bizim edebiyat öğretmenimizdi Cahit Külebi. Antalya Lisesinde sekiz veya dokuz yıl öğretmenlik yaptı. Adam gibi birisiydi, iyi bir insandı. Atatürkçü idi.’’ dedi.

Okumak için karıştırdığım arşivlerinde gözüme çarpan bir Külebi şiiri;

***
MUSTAFA KEMAL

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparı, takası
Selam durdu tayfası.
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından, bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

Samsun limanına bu gemiden atılan
Demir değil!
Sarılan anayurda
Kemal Paşanın kollarıydı.

Selam vererek Anadolu çocuklarına
Çıkarken yüce komutan
Karadeniz’in halini bir görmeliydi.
Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar
Kalktı takalar,
İzin verseydi Kemal Paşa
Ardından gürleyip giderlerdi
Erzurum’a kadar.
( Cahit Külebi )

Düşüncelerimi paylaştığım başka bir dostum, Antalya'lı ressam,heykeltıraş ve şiir aşığı dostum,bir çok katkı dolu sözlerinin arasında şunları da söyledi bana.

‘’ Bir kent de yaşamak ile bir kenti yaşamak aynı değildir.
Dolaşmalı, gezmeli görmeli, yaşamalı ve insanlar ile temas içinde olmalıyız.’’
dedi.

Ve devam etti;
‘’Ortak bir dostumuzun (Tülin ablamızın) babaannesinin bir sözü var dostum,

Kıyafet ile zarafet ile
Kişi can’a aziz olmaz
Bu bir fevzi ilahidir
Bunu bakkal satmaz

Herkes halkın içine karışmalı, dolaşmalı.’’ dedi.


Cahit Külebi’nin günümüze de uygun düşen şu dizeleri ile bitireyim yazımı…

HARP İÇİNDE

Babalar evlerine mahcup döndü her akşam
Harp içinde.
Anaların sütü kesildi,
Çocuklar ağladı,
Erkekler askere gitti.
Kadınlar bir deri bir kemik.
Harp içinde kızlar sarardı.

Savaşanlardansa
Ancak bir hatıra kaldı.
( Cahit Külebi )

Artık fazla söze ne gerek. Toprak'dan anadan babadan Antalya'lı olanlar ile sonradan Antalya'lı olanların bilemedikleri veya fark etmedikleri bu sokak ve kendisi için, bir ‘’Cahit Külebi Günleri’’ mi gerekir anısına acaba bu şehirde.

Dostları, sevenleri ve sevecekleri için?


Saygılarımla,
Tuncay D.Kalemoğlu
Ekim,2010 - Antalya

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder